Mizah is. (Ar.) Yaşanan gerçeklerin güldürücü yanlarını anlatan sanat türü , güldürücü ve düşündürücü yazı , nükteli söz , güldürü.
Yukarıda verdiğimiz “mizahın” sözlük anlamından sonra bu sanat dalını ne yönden inceleyeceğimizi konuşalım. Mizaha sanat dalı yakıştırmasını yapmakta sakınca görmüyorum. Hatta birçok sanat türünde uygulama alanı bulan bir başlıktır mizah. Resim yaparak anlatırsanız derdinizi buna karikatür deriz. Mizahi bir sinema filmi çekerseniz komedi olur. Tiyatro için de geçerlidir bu durum. Yani mizah , diğer sanat dallarının içine nüfuz etmiş bir konudur. Ama bu durum onu bir “alt başlık” yapmaz. Kendi başına da vardır mizah. Her an , her yerde icra edebileceğiniz bir sanattır.
Tüm bu tanımlamalardan sonra mizahı üçe ayıralım. Bu ayırım ne yönden inceleme yapacağımıza dair bir fikir verebilir:
Kişisel mizah; bu tür herkes için var değildir. Size bir olay absürt , komik , olağandışı ve gülümsetici geliyorsa bu “mizahtır”. Kimseye nedenini anlatmak zorunda değilsinizdir ya da orada gördüğünüz sanatı açıklamaya , somutlaştırmaya , tanımlamaya. Bu türün herhangi bir yapısal çerçevesi yoktur.
Yerli mizah; belli bir kültüre aittir. O topluma hitap eder ve onları güldürür.Yakın zamandan örnek vermek
gerekirse Yılmaz Erdoğan’ın filmleri , Vizontele serisi uygun düşer. Türkiye’nin yakın geçmişini anlatan iki film de yöresel birer kara mizahtır. Bu yönleriyle ironi örneği de sergilerler.
Evrensel mizah; tüm dünyaya hitap eden türdür. Yerli mizahı dışında bırakıp , kişisel mizahın anlatımını süsleyerek çok sayıdaki insanı karşısına alır ve gülümsetir. Bu örneğe de yine sinema dalından örnek verelim: Charlie Chaplin… Şarlo karakteriyle mizahını sınırlar ötesine taşımış bir dâhi…
Gelin , tüm sanat dalları için uygulanan bu hastalığı geride bırakalım; kategorize etme işlemini…
Sınıflandırmaları geride bırakmış iki ustaya çevirelim gözlerimizi; Fransız çizer Albert Uderzo ve yazar Rene Goscinny…
Bu iki usta, çizgi roman dalında evrensel ve yerli mizahı aynı sepette sunuyorlar tüm dünyaya. Üstelik kendi kültürlerinden , geçmişlerinden bir karakterle , Galyalı Asterix ile yapıyorlar bunu. Galya , tarihte batı avrupayı tanımlamak için kullanılır. Günümüzde ise , Fransa ve Belçika’nın geçmişine baktığımızda karşımıza çıkıyor. Diğer avrupa ülkelerinden de parçalar barındırıyor tabii bu coğrafya içinde; İsviçre , Hollanda , Almanya gibi.
Uderzo-Goscinny ikilisi bu yerel kahramanı alıyor ve Roma İmparatorluğu’na kafa tutan o küçük Galya köyünden çıkarıp , dünyaya mâl ediyor. Peki bunu nasıl yapıyorlar? Bir karakter nasıl aynı anda hem birçok ülkenin yerli mizahına konu olup hem de evrensel bir kahramana dönüşebilir? Dünyanın dört bir yanındaki okuyucuya kendini nasıl sevdirebilir?
Tüm bu sorulara ikinci yazımızda cevap verelim ve Asterix’in yolculuğuna büyüteç tutalım.

No related posts.

