Wolfgang Amadeus Mozart’ın ünlü operalarından ”Saraydan Kız Kaçırma” (Die Entführung aus dem Serail ) eylül ayında İstanbul’da seyirci karşısına çıkacaktı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye konulacak operayı diğerlerinden ayıran en önemli özelliği Yıldız Sarayı’nda ve açık alanda yapılacak olmasıydı.
Gösterim tarihleri 9-10-12 eylül olarak açıklandı. Biz de bir arkadaşımın ısrarı üzerine gösteriye bilet aldık. Ancak biraz geç kalmış olacağız ki , 12 eylül tarihli gösterime bilet bulabildik. Bu noktada belirtmeliyim ki , eserin açık havada sahneleneceğinden haberimiz yoktu. Bu yüzden hava muhalefeti nedeniyle gösterimlerin 16-17-19 eylüle ertelenmesi bize tuhaf gelmişti. Daha sonra televizyonda operanın baş rejisörünü seyretmemle olanlar benim için anlam kazandı. Baş rejisör , açık alanda yapılacağını belirttiği sunumun özellikleri hakkında bilgi verdi. İçinde üç ayrı dilden ( İngilizce , Almanca , Türkçe ) diyaloglar bulunduracaktı eser. Bu noktada bir ayrıntıyı söylemeliyim ki , daha önce operaya gitmedim. Yani hiç deneyimim yoktur. Oraya gittiğimizde anlayacaktım ki , müzikal kısımların hepsi almancaydı. Diğer diyaloglar ise , konuşan kişilerin milliyetine göre değişim gösteriyordu. Burada biraz operanın konusundan bahsedelim:
Eser , bir İspanyol soylusu olan Belmonte’nin korsanlar tarafından kaçırılan sevgilisi Konstanze’nin bir Osmanlı paşasına satılmasını ve Belmonte’nin bu kadını kurtarmak için saraya girişini konu alır. Kendini mimar olarak tanıtan Belmonte , sarayın bahçıvanı Pedrillo sayesinde bu yere konuk olmayı başarır. Daha sonra sarayın kahyası Osman’ı uyutarak saraydan kaçmayı planlarlar. Fakat kaçış sırasında Osman ve Selim Paşa durumun farkına varırlar. Olaylar bu şekilde gelişir. Sonunda ne olduğunu söylemeyeceğim.
Eser bir daha sergilenirse , gitmek isteyenlerin
hevesini kaçırmayalım. Opera sırasında Osman ve Selim Paşa Türkçe , Konstanze’nin yardımcısı İngilizce konuşmaktadır. Ancak şunu belirtelim eğer , Almancaya hakim değilseniz , eserin konusunu anlamak için girişte aldığınız broşüre ihtiyacınız olacak. Arkadaşımla , konuyu her perde bittikten sonra ( eser 3 perdeden oluşuyor ) broşürden okuduk.
Konu hakkında bilgi verdikten sonra gelelim 19 eylülde sergilenen gösterime. Sanırım anlatacağım durumu özetlemek için “fiyasko” kelimesi uygun düşecektir. Oyun başlamadan önce birkaç dakikalığına sağanak bir yağmur yağdı. Ancak bu durum gösterimin başlamasını engellemedi. Bir an önce seyirci koltukları kurulandı , ekipmanların üstü kapatıldı. İlk perde gayet güzel geçti. Ancak ikinci perdenin başlarından itibaren seyircilerde bir ciddiyetsizlik göze çarptı. Sergilenme sırasında ön sıralardan kalkıp kahve almaya gidenler , perde arasında ne yapıyordu diye düşünüyor insan. Araya kadar sabredemeyip koltuklarını terk edenleri , azıcık uzaklaşıp sigarasını tüttürenlerin amacını anlamak mümkün değildi. Yapılan hazırlıklara ve ekibe saygısızlık değil midir bu durum? Bu davranışların özrü olarak opera kültürüne sahip olmamak gösterilemez bence. Çünkü ortada bir çaba ve sanat varsa seyredenlerin de tavırları belli olmalıdır. Başka bir sanat dalından örnek verirsek; sinemaya gittiğinizde film sırasında acil bir durum olmadıkça çıkar mısınız salondan?
3.perdeye kadar seyirci tarafından tahrip edilmişti oyun. Ancak bunların hiçbiri az sonra anlatacağım yanında fiyasko sayılmaz. Son perdeden önce yağmur çiselemeye başladı. Bu durum çok kısa sürdü ancak biz ne olduğunu anlayamadan insanlar dağılmaya başladı. Seyirciler ayağa kalkıp alkışladı ve taksi çağırmak için telefonlarına sarıldılar. Arabalarına binip yola çıktılar. Biz ise, duruma anlam veremedik. Çünkü ne bir duyuru yapılmıştı ne de son perdenin oynanmayacağına dair bir şey söylenmişti veya biz duymamıştık. Biraz sonra fark ettik ki orkestra çoktan toparlanmıştı. Böylece 3.perde oynanmadı ve biz Konstanze’nin saraydan nasıl kaçırıldığını göremedik.
Merak ediyorum; acaba orkestranın olduğu bölgeye bir tente kurulamaz mıydı? Yıldız Sarayı’nda , açık havada böyle önemli bir eseri sahneleyen İstanbul Devlet Opera ve Balesi yağmurlu havaya karşı önlem alamaz mıydı?
Sonuçta bir yandan seyirci diğer yandan organizasyon , gösterimi baltaladı. Son perde oynanamadı. Belmonte , Konstanze’yi saraydan kaçıramadı. Ama Devlet Opera ve Balesi birçok seyirciyi kaçırmayı başardı.
No related posts.

