quid

Temmuz19th

No Comments

Farkındalık

Posted in: Blog

Yaşam sürüp giderken insanların temel ihtiyaçları olağanlaşır. Kişiler bu gereksinimlerinin  ne kadar hayati olduğunun farkında değildirler ki bu farkındalığı yitiriş de yaşamak için gereklidir. Bu yazımızda önemini unuttuğumuz bir ihtiyacımızdan bahsedelim:

Kelimeler…

Konuşmak , sıradanlaşan bir aktivite olduğu için onu oluşturan unsurlara da dikkat etmeyiz. Gündelik diyaloglarımızda kullandığımız kelimeleri itinayla seçmeyiz.  Bu olağan bir durumdur ve yukarıda bahsettiğimiz gibi yaşamın sürmesi için gereklidir  farkında olmamak. Peki ,  kelimeleri ihtiyaçlarımıza ulaşmaktan daha farklı bir amaca yönelik kullandığımızı düşünelim. Bu durumda “farkındalık” ortaya çıkmalıdır. Ancak kişi bu farkındalığı kazanamadıysa – tâbir yerindeyse dili tembelleştiyse – gereksinimlerinden daha üstün birşeyi dahi gündelik kelimeleriyle ifade ediyordur.

Biz  ”farkında olanları” ele alalım. Kelimeleri yerinde kullanmak bir sanattır ve insana güç kazandırır. Bu gücün hangi amaçla kullanıldığına gelirsek…

Bundan önceki yazımızda ABD’nin kitleleri yönlendirme politikasından bahsetmiştik. Yazıdan sonra Korsanlar ve İmparatorlar ( Noam Chomsky ) isimli bir kitaba başlama imkanı buldum. Kitabın birinci bölmünün adı şöyledir;

Ortdadoğu Konusunda Düşüncenin Denetimi

Önceki yazımızla örtüştüğünü düşünüyorum bu durumun. Yazıda ABD’nin yakın dünya tarihinde çizgi romanlar yoluyla uyguladığı manipülasyondan bahsetmiştik. Noam Chomsky ise , günümüzü ele alıyor ve medya kanalının inanılmaz etkisinden söz ediyor. Kelimelerin kullanımıyla ilgili ilginç örnekler veriliyor kitapta. Medyada sıkça duyduğumuz  “barış süreci” terimi kitapta yer alıyor. Bu terim Filistinliler’in barış isteği konusunda çokça kullanılmaktadır. Chomsky , “barış” teriminin alelade anlamıyla kullanıldığında Filistin’in barış istediğini söylüyoArncak bu terimin başka bir anlama delalet ettiğini savunuyor yazar:

” Bu terim teknik anlamıyla ABD’de, genellikle kitle iletişim ve bilimsel literatürde ABD hükümeti tarafından sürdürülen barış tekliflerine delalet eder. Bu tarife göre ABD’nin barışı gerçekleştirdiği doğrudur.”

Yukarıda yazarın aynen aktarılan cümlesine göre , alelade anlamının dışında kullanılan “barış süreci” terimi aslında ABD’nin tek taraflı barış isteğidir. Böyle bir durumda iki tarafın da çıkarından söz edilebilir mi?

Noam Chomsky’nin de belirttiği üzere kelimelerin farkında olunarak kullanımı , etkisi altında bıraktıklarını belirsizliğe sürükleyebilir. Bu durum gri alanların artışından başka birşey değildir. Kişilerin kelimeler yoluyla çevrelerini saran bu “sis bulutundan” kurtulmaları için “farkında olmaları” gerektiğini düşünüyorum.

Kullanımların olağanlaşması insanoğlu için bir nimettir. Ancak bu durumu birazcık da olsa bertaraf etmek gereklidir. Çünkü etrafımızdaki şartlar hiç de olağan değildir. Öyleyse bizim de olağandışılaşmamız gerekir diye düşünüyorum. Üzerimizdeki “dilin tembelleşmesi” hâlinden kurtulalım derim.

No related posts.

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın

Yorumu gönderebilmek için soruyu yanıtlamalısın:

RSS