Amerika Birleşik Devletleri , II.Dünya Savaşı’ndan sonra birçok propagandaya başladı. Bu propagandanın amacı Nazi Almanya’sının dünya kamuoyundaki olumsuz görünümünü perçinlemekti. Amerika bu dönemden sonra hep yapacağı gibi karşısına aldığı tarafın dünyaca kabul görmüş bir düşman olmasını istemişti.ABD bu manipülasyonu birçok kanaldan gerçekleştirdi. Düşmanını sadece bugün için meşrulaştırmakla kalmadı. Günümüze kadar uzanan bir kamuoyu oluşturdu. Böylece bir nesil Nazi Almanyası’nı ve Sovyetleri düşman bilerek yetişti.
ABD için birçok yaş grubuna bu durumu benimsetmek zor olmadı. Peki çocukların ve gençlerin düşüncelerinin yoğrulması için ne gibi bir yöntem izlenmeliydi? İşte bu sorunun birçok cevabından birisi çizgi romanlarda gizli… Ne yazık ki birçok sanat dalının politik amaçlarla kullanılması ilkesine çizgi romanlar da dahil olmuştu.
Çizgi romanların bu konumu savaş sonrasında zirvedeydi. Birçok Amerika yapımı çizgi roman açıktan açığa Alman ve Rus düşmanlığını aşılıyordu. Yüzbaşı Amerika’nın doğumu da bu amaç uğrunadır. Amerika’nın en çok satan ve sevilen süper kahramanlarından kırmızı-mavili dostumuz nazilerle mücadelesini günümüze kadar sürdürmüştür. Amerika’nın önde gelen iki firmasından biri olan Marvel’ın bu çizgi romanının yanında çıkardığı birçok kahramanın maceralarında Rus aksanlı , kötülük dolu düşmanlara ve Nazi kostümlü faşist süper kötülere rastlamak işten bile değildir.
ABD’nin çizgi roman sektörünü kamuoyu oluşturmak için seçmesinin nedenine bir cevap verelim şimdi. ABD madem “dünyanın süper gücü” neden karşısına aldığı tarafı dünyanın gözünde kötülemek istesin? Basit bir mantıkla şöyley diyebiliriz ; Amerika sadece büyük bir güç değil aynı zamanda büyük ve iyiliksever bir kahraman olmak ister. Çağımızda iyiyle-kötü birbirine karışmış ve gri alanlar her zamankinden fazla yer kaplmaya başlamıştır. Öyleyse kamuoyunun kimin yanında yer alacağını nasıl tespit ederiz?
Günümüzde iyi-kötü ayrımı net bir şekilde yapılamadığına göre , çoğunluk tarafından savunulanın yanında olunmalıdır. Peki dünyada , özellikle Avrupa’da en çok savunulan ve istenilen nedir?
Demokrasi. Avrupa’nın Fransız Devrimi’yle başlayan kanlı mücadeleler sonucu elde ettiği tüm haklar demokrasi çatısı altında toplanmıştır. Öyleyse ABD’nın yanında görmek istediği kamuoyu için “iyi” , demokrasi olmalıydı. Amerika için kahraman olmanın yolu demokrasinin savunucusu olmaktan geçiyordu.
Çizgi roman kahramanları okurların gözünde kırmızı-mavili kostümlerle kuşanmış demokrasi gardiyanlarına dönüşürken ABD’nin popüleritesi arttı. Bu durum çizgi roman sektörüne ilk yansıdığında uzun bir süre açıktan açığa devam eden propaganda neden çoğunluğu rahatsız etmedi? Çünkü ABD çoğu işte olduğu gibi bu işi de kaliteli yaptı. Amacı her ne olursa olsun iyi kotarılmş işler beğeni toplar diye düşünüyorum. ABD firmaları bünyesinde en iyi çizerleri ve yazarları topladı. Irklarına önem vermeden gözüne kestirdiği profesyonelleri aldı. Örnek vermek gerekirse ; en çok beğendiğim çizerlerden Jim Lee , Güney Korelidir. (Sağda gördüğünüz Superman çizimi ona ait)Çizdiği sayfaların her karesine ayrı bir resim tablosu değerinde özenir Lee.Hatta Marvel sadece yabancı çizerleri ve yazarları toplamayıp uzak doğuda kullanılan çizim tarzını da benimsedi. Japon mangalarında ( manga japoncada çizgi roman anlamına gelmekte ) uygulanan stilleri kullanan çizerler yetişti. ( Joe Madureira gibi )
Tüm bu propaganda güden çizgi romanlara karşı tavır takınan yazarlar da yok değildir. Bu gruba dahil edilmesi gereken en önemli yazarlardan Alan Moore’un oldukça anarşist bir tablo çizen ve tek cilt halinde yayımlanan çizgi romanı Watchmen yakın zamanda sinema filmine çevrildi. Her ne kadar Moore’un filmi beğenmediği söylense de romanı alıp okumaya üşenenler için iyi bir özet niteliği taşıyabilir film. Yazar ,Watchmen’le kahramanları farklı bir yönlerinden ele alıyor. ABD’nin çizmeye çalıştığı “kurtarıcı ülke” imajının ne kadar sahte olduğuna dair bir göndermedir bu çizgi roman. Kendi eliyle oluşturduğu kahramanlara psikopat , katil , tecavüzcü damgası vurmuştur Alan Moore
( aşağıda ) .
Peki ABD’nin “dünyayı demokratikleşme ideali” kisvesi altında uyguladığı yayılmacı politikayı kabul ettirme çabası günümüzde nasıl bir seyir izliyor? Bunun sadece çizgi roman sektöründeki yansımasına bakalım. Yakın zamanda Marvel’ın yayımladığı yedi sayılık Civil War adındaki maceranın sonucunda Yüzbaşı Amerika öldü. Hikayeye göre ; hükümetin çıkardığı bir yasa tasarısı yüzünden ikiye bölünen kahraman dünyasında iç savaş patlak verdi. Yüzbaşı Amerika şaşırtıcı şekilde isyancı kahramanların liderliğini üstlendi. Savaşı kaybeden Yüzbaşı , yargılanmaya götürülürken bir keskin nişancı tarafından vurularak öldürüldü. Bu durum Marvel’ın çizgi romanlarını propaganada amacıyla daha fazla kullanmayacağının bir göstergesi olabilir. Bu konuda daha kapsamlı bilgi edinmek için: http://abcnews.go.com/US/story?id=2934283&page=1
Yazımıza birkaç çizimle virgul koyalım. Devamının gelmesini dilediğim bir konu olduğunu düşünüyorum. Ama şimdilik tüm bu keşmekeşten başımızı kaldırıp aşağıdaki çizimlerin keyfini çıkaralım derim. ( En çok beğendiğim çizerlerden derlediğim çalışmalar umarım herkesin hoşuna gider.) Çizgi romanların onsuz varolamayacağı bir ifadeyle bitirelim yazımızı:
Bu maceranın sonu…



No related posts.

