quid

Temmuz3rd

2 Comments

Kahraman

Posted in: Blog

captain_america-thumb-400x5461 Amerika Birleşik Devletleri  ,  II.Dünya Savaşı’ndan sonra birçok  propagandaya başladı. Bu propagandanın amacı Nazi Almanya’sının dünya kamuoyundaki olumsuz  görünümünü perçinlemekti. Amerika bu dönemden sonra hep yapacağı gibi karşısına aldığı tarafın  dünyaca kabul görmüş bir düşman olmasını istemişti.ABD bu manipülasyonu birçok kanaldan gerçekleştirdi. Düşmanını sadece bugün için meşrulaştırmakla kalmadı. Günümüze kadar uzanan bir kamuoyu oluşturdu. Böylece bir nesil Nazi Almanyası’nı ve Sovyetleri düşman bilerek yetişti.

ABD için birçok yaş grubuna bu durumu benimsetmek zor olmadı. Peki çocukların ve gençlerin düşüncelerinin yoğrulması için ne gibi bir yöntem izlenmeliydi? İşte bu sorunun birçok cevabından birisi çizgi romanlarda gizli… Ne yazık ki birçok sanat dalının politik amaçlarla kullanılması ilkesine çizgi romanlar da dahil olmuştu.

Çizgi romanların bu konumu savaş sonrasında zirvedeydi. Birçok Amerika yapımı çizgi roman açıktan açığa Alman ve Rus düşmanlığını aşılıyordu. Yüzbaşı Amerika’nın doğumu da bu amaç uğrunadır. Amerika’nın en çok satan ve sevilen süper kahramanlarından kırmızı-mavili dostumuz nazilerle mücadelesini günümüze kadar sürdürmüştür. Amerika’nın önde gelen iki firmasından biri olan Marvel’ın bu çizgi romanının yanında çıkardığı birçok kahramanın maceralarında Rus aksanlı , kötülük dolu düşmanlara ve Nazi kostümlü faşist süper kötülere rastlamak işten bile değildir.

ABD’nin çizgi roman sektörünü kamuoyu oluşturmak için seçmesinin nedenine bir cevap verelim şimdi. ABD madem “dünyanın süper gücü” neden karşısına aldığı tarafı dünyanın gözünde kötülemek istesin? Basit bir mantıkla şöyley diyebiliriz ; Amerika sadece büyük bir güç değil aynı zamanda büyük ve iyiliksever bir kahraman olmak ister. Çağımızda iyiyle-kötü birbirine karışmış ve gri alanlar her zamankinden fazla yer kaplmaya başlamıştır. Öyleyse kamuoyunun kimin yanında yer alacağını nasıl tespit ederiz?

Günümüzde iyi-kötü ayrımı net bir şekilde yapılamadığına göre , çoğunluk tarafından savunulanın yanında olunmalıdır. Peki dünyada , özellikle Avrupa’da en çok savunulan ve istenilen nedir?

Demokrasi. Avrupa’nın Fransız Devrimi’yle başlayan kanlı mücadeleler sonucu elde ettiği tüm haklar demokrasi çatısı altında toplanmıştır. Öyleyse ABD’nın yanında görmek istediği kamuoyu için “iyi” , demokrasi olmalıydı. Amerika için kahraman olmanın yolu demokrasinin savunucusu olmaktan geçiyordu.

supermanwz150_22 Çizgi roman kahramanları okurların gözünde kırmızı-mavili kostümlerle kuşanmış demokrasi gardiyanlarına dönüşürken ABD’nin popüleritesi arttı. Bu durum çizgi roman sektörüne ilk yansıdığında uzun bir süre açıktan açığa devam eden propaganda neden çoğunluğu rahatsız etmedi? Çünkü ABD çoğu işte olduğu gibi bu işi de kaliteli yaptı. Amacı her ne olursa olsun iyi kotarılmş işler beğeni toplar diye düşünüyorum. ABD firmaları bünyesinde en iyi çizerleri ve yazarları topladı. Irklarına önem vermeden gözüne kestirdiği profesyonelleri aldı. Örnek vermek gerekirse ; en çok beğendiğim çizerlerden Jim Lee , Güney Korelidir. (Sağda gördüğünüz Superman çizimi ona ait)Çizdiği sayfaların her karesine ayrı bir resim tablosu değerinde özenir Lee.Hatta Marvel sadece yabancı çizerleri ve yazarları toplamayıp uzak doğuda kullanılan çizim tarzını da benimsedi. Japon mangalarında ( manga japoncada çizgi roman anlamına gelmekte ) uygulanan stilleri kullanan çizerler yetişti. ( Joe Madureira gibi )

Tüm bu propaganda güden çizgi romanlara karşı tavır takınan yazarlar da yok değildir. Bu gruba dahil edilmesi gereken en önemli yazarlardan Alan Moore’un oldukça anarşist bir tablo çizen ve tek cilt halinde yayımlanan çizgi romanı Watchmen yakın zamanda sinema filmine çevrildi. Her ne kadar Moore’un filmi beğenmediği söylense de romanı alıp okumaya üşenenler için iyi bir özet niteliği taşıyabilir film. Yazar ,Watchmen’le kahramanları farklı bir yönlerinden ele alıyor. ABD’nin çizmeye çalıştığı “kurtarıcı ülke” imajının ne kadar sahte olduğuna dair bir göndermedir bu çizgi roman. Kendi eliyle oluşturduğu kahramanlara psikopat , katil , tecavüzcü  damgası vurmuştur Alan Moorealan-moore1 ( aşağıda ) .

Peki ABD’nin “dünyayı demokratikleşme ideali” kisvesi altında uyguladığı yayılmacı politikayı kabul ettirme çabası günümüzde nasıl bir seyir izliyor? Bunun sadece çizgi roman sektöründeki yansımasına bakalım. Yakın zamanda Marvel’ın yayımladığı yedi sayılık Civil War adındaki maceranın sonucunda Yüzbaşı Amerika öldü. Hikayeye göre ; hükümetin çıkardığı bir yasa tasarısı yüzünden ikiye bölünen kahraman dünyasında iç savaş patlak verdi. Yüzbaşı Amerika şaşırtıcı şekilde isyancı kahramanların liderliğini üstlendi. Savaşı kaybeden Yüzbaşı , yargılanmaya götürülürken bir keskin nişancı tarafından vurularak öldürüldü. Bu durum Marvel’ın çizgi romanlarını propaganada amacıyla daha fazla kullanmayacağının bir göstergesi olabilir. Bu konuda daha kapsamlı bilgi edinmek için: http://abcnews.go.com/US/story?id=2934283&page=1

Yazımıza birkaç çizimle virgul koyalım. Devamının gelmesini dilediğim bir konu olduğunu düşünüyorum.  Ama şimdilik tüm bu keşmekeşten başımızı kaldırıp aşağıdaki çizimlerin keyfini çıkaralım derim. ( En çok beğendiğim çizerlerden derlediğim çalışmalar umarım herkesin hoşuna gider.) Çizgi romanların onsuz varolamayacağı bir ifadeyle bitirelim yazımızı:

Bu maceranın sonu…

ultimates_3_issue2_interior_05

untitled-3

daredevil95-final

No related posts.

2 Yorum

  • Yorum yapan Gülin Ç. — 04 Temmuz 2009 @ 14:54

    Sevgili Cemil Faruk’un bu yazısını önceki yazılarına göre beğendiğimi belirtmek isterim öncelikle.Yazıda bir kaç düzeltme ile birlikte destekleyici ve ikinci yazısına ön açıcı olmasını dilediğim şeylerden bahsettiğim bir yorum yazısı olacaktır…bilginize.Öncelikle yazıda geçen Soğuk Savaş Rusya’sı tanımı yanlış bir tanımdır çünkü o dönem hepimizin bildiği gibi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği vardı. Ve Amerikanın propagandalarından bahsedilen bu verimli yazıda dediklerini desteklemekle birlikte bana göre yazarın yanılgıya düştüğü ve amerikan propagandif hareketlerinin esas amacı olan ‘gri bölge’ tanımı ve bununla birlikte ortaya çıkan post-modernist hareketler en önemli silahlarıdır.Amerikanın kendi hegemonyasını korumak adına karşısına aldığı güçleri aynı kefeye koymak düşülecek hataların en büyüğüdür.Sovyetler sayesinde Nazilerin işgalinden ve saldırılarından kurtulan Avrupa hatta -dünya- sovyetlerin yıkılmasıyla yada tarihi doğrulayacak bir tanım gerekirse çözülmeye başladığı dönemden itibaren Sovyetlere ihanet etmeye başlamıştır.’Artık sosyalizm bitti,ideolojilerin sonu geldi’ palavralarının sesinin yükselmesi ve ardından gelen gerici ( sadece dinci gericilik kastedilmemektedir) dalgayla hedeflenen tarihteki ilerici adımları kirletmek ve Stalin gibi bir liderle faşist bir lider olan Hitlerin aslında aynı olduğu iddialarıyla dünyaya gelen bakir beyinlere tecavüz edilmeye başlanmıştır.Amerikanın daha doğrusu sistemin en büyük cilacısı post-modernizm hakikat karşısına göreliliği koyarak ,bundan sonra yapılanlara uydurulacak kılıfı hazırlamış olmuştur.Geride bırakılan,aşılanlarla uzlaşmaya varmış ,yozlaşmayı ve çürümeyi adeta kendine bir hedef edinmiş insanlık kendini emperyalizmin (Amerika olarak bahsedebiliriz) ve kapitalizmin kucağına bırakmıştır.Yazarın yazısında bahsettiği ‘demokratikleşme’ tam anlamıyla buraya oturmaktadır.İlkel olan şeylerin ‘yerel kültür’ kisvesiyle yedirilmesi de ‘birey herşeyden önemlidir’ naralarının yükselmesi de bundandır.Ortaya atılan ‘gri bölge’ yalanları asıl görmemiz gereken şeylerdir ve bir an önce siyahla – beyazın , karanlıkla-aydınlığın farkına varılmalıdır…

  • Yorum yapan Enis — 06 Temmuz 2009 @ 14:15

    Oha süper bir yazı olmamış henüz ama güzel konu seçmişsin. Bence seri olarak yap. En az 5 yazı gider. Hem eğlenceli hem de bilgilendirici.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın

Yorumu gönderebilmek için soruyu yanıtlamalısın:

RSS