Tüm mitolojiler , içinde yer alan inançları hikayeler halinde anlatır.Bunların en güzel örneği Yunan mitolojisindeki öykülerdir. Her öykü bir ana kahramanın etrafında döner ve genellikle bir yolculuk anlatılır.
Ikarus ; sürgüne yollandığı adadan kurtulmak için babasıyla yaptığı balmumu kanatlarla denizin üzerinde uçarak yolculuk etmiştir.
Odysseus’un Truva savaşından sonra eve dönüş yolculuğu Homeros’un en önemli destanının konusudur.Heracles’in görevlerinden oluşan öykü de bu “yolculuk mitlerine” kusursuz bir örnektir.
Peki bu anlatım tarzının seçilmesinin nedeni nedir? Neden verilmek istenen mesaj bir yol hikayesinin içinde anlatılmalıdır?
Olaya iki farklı açıdan yaklaşalım. Teknik açıdan bakıldığında bir öykünün yolculuk üzerinden anlatılması akıcılığı sağlar ve merak unsurunu canlı tutar. Karakterin ve verilmek istenen mesajın penceresinden baktığımızda ise , yol kavramı çok önemlidir. Eğer kahramanınız yoldaysa hiç bir zaman durağan kalmaz. Her zaman bir değişim içindedir. Böylece karakteriyle istediğiniz gibi oynayabilirsiniz. Bu yazara inanılmaz bir rahatlık sağlar. Yol aynı zamanda verilen mesaj için bir örtüdür. Öykü sabit bir mekanda geçmediği ve sürekli değişen maceraların içinde eridiği için vermek istediğiniz fikir de saklanır. Böylece didaktik bir anlatımdan kurtulmuş olunur. Her şeyi okuyucunun kafasına vurmadan anlatır ve söylemek istediklerinizi vurgularsınız.

Gelelim yolculuğun yunan mitosundaki yerine. Yunan mitlerinde genellikle kahramanın yolculuğu bir amaç uğruna başlar ve tanrılar tarafından yönlendirilir. Ancak sonunda zaaflarna yenik düşen kahraman yine ona yardım eden tanrılar tarafından cezalandırılır. Bir yolculuk içinde anlatılan bu öyküde herşeyin çözüme kavuştuğu ana “Deus Ex Machina” denir. Tanrısal bir olayla tüm düğümler çözülür.
Şimdilik burada bırakalım… Devamında Deus Ex Machina kavramını ve kahramanın yolculuğunun finalini anlatalım.
Related posts:

