Son zamanlarda çok sık rastladığım bir yazım hatasından bahsetmek istiyorum.
Yanlış anlaşılmasın , ben dil bilimci değilim ama herkesçe bilinen bir kuralın sürekli ihlal edilmesini tuhaf buldum.
Kasım25th
Son zamanlarda çok sık rastladığım bir yazım hatasından bahsetmek istiyorum.
Yanlış anlaşılmasın , ben dil bilimci değilim ama herkesçe bilinen bir kuralın sürekli ihlal edilmesini tuhaf buldum.
Ekim3rd
Sonbahar , her zamanki gibi “açılışlar mevsimi olmaktan kendini alamıyor.
İlk ve orta öğretimler , üniversiteler , film festivalleri , devlet tiyatroları , Tv dizileri…
Ağustos27th
Birkaç hafta önce hava alanında oturmuş uçağımı bekliyordum. Herkes bir köşede oturmuş ya müzik dinliyor ya da cep telefonunu kurcalıyordu. Bir takım insan hariç… 6-10 arası yaş grubuydu bunlar! Ne zaman , nasıl olduğunu anlamadan birbirini tanımayan yaklaşık 7 tane çocuk oyun oynamaya başladılar. Bir süre sonra yetişkinlerin uyarmalarına da kulak asmayan ufaklıklar uçak inene kadar kendilerine ait küçük bir topluluk oluşturmuştu bile.
O an aklıma geldi de; galiba çocuklar “sivil örgütlenme bilinci” en gelişmiş varlıklar. Bu kadar kısa sürede örgütlenip çevrenin baskılarına rağmen kendi istediklerini yapma gücüne sahip başka kimi tanıyoruz ki? Nasıl oluşabilirdi böyle bir bilinç?
Temmuz28th
M. Night Shyamalan son derece kararlı bir yönetmen. Son çektiği uyarlama film “The Last Airbender” ile aynı yolda hiç şaşmadan devam ettiğini gösteriyor.
Bize bir kez daha bir film nasıl “harcanır” kanıtlamış oldu.
Temmuz6th
“The Imaginarium of Doctor Parnassus” adlı film bu senenin nisan ayında vizyona girmişti. Ancak dün izleme fırsatı bulabildim.
Filmin konusu hakkında fazla bir şey söylemeyelim. Çünkü seyrettikçe konusunu size açan bir Terry Gilliam filmi bu. Aslında senaryodaki ilginç yanlardan birisi bu. Genelde bir filmin ilk yarısında karakterlerin geçmişini ve konuyu anlarsınız. İkinci yarıda ise , olayların nasıl çözümleneceğini öğrenirsiniz. Ancak “The Imaginarium of Doctor Parnassus” düğümlerin çözümlenmesini karakterlerin geçmişlerini öğrenmemize bağladığı için film bir nevi ters yüz olmuş durumda.
Temmuz5th
Son birkaç yılda yerli dizilerde patlama yaşandığını inkar etmek imkansız. Bizim kanalların her birinden dizi fırlıyor. Öyle her kanalda bir dizi de değil. Her birinde 2-3 tanesinin yeni sezonları gelirken , yeni başlayan bir o kadar da dizi oluyor. Böylece neredeyse her akşam , her kanalda bir dizi yayınlanmış oluyor.
Bu durumun olumlu yanları var tabii. İşinden gücünden gelen insanlar kafa yormayı gerektirmeyen bu dizileri izleyerek günün yorgunluğunu atabilir mesela. Bunun dışında oyunculara da büyük nimet. Piyasada bu kadar çok dizi olunca neredeyse tüm televizyon , sinema ve tiyatro oyuncuları buralarda kendilerine rol buluyorlar. Işıkçı , setçi vs. derken bayağı bir istihdam yaratıyor bu diziler nereden baksanız.
Temmuz1st
Yazıya uzun uzadıya bir giriş yapmaya gerek görmedim. Sorun başlıkta açık değil mi? Evet. Nedir bu popüler kültür?
Popüler olan , fazla kişi tarafından tanınan şeydir diye düşünüyorum. Türk Dil Kurumu da buna benzer bir tanım yapmış;
Haziran13th
İnsanın “bilmek” istediği aşikardır. Bilinmezliğe son vermek… Her şeyi aydınlatmak…
Kişinin hayatındaki en büyük gizemlerden birisi de gelecektir!
Nisan9th
Mart27th
Bugün seyrettiğim kısa-animasyon film iki çiçeğin öyküsünü anlatıyor. Birisi yaşlı ve soyunun tek örneği , diğeri ise genç ve meraklı… Bu ikilinin monoton hayatı bir ziyaretçinin yakınlarına gelmesiyle değişiyor.
Descendants ( nesiller ) isimli 14 dakikalık animasyon , Heiko van der Scherm ve Holger Schoenberger isimli iki öğrencinin diploma projesi. Filmin hikayesi oldukça başarılı. Yan yana yaşayan bu iki çiçeğin , tercihleri , geçmişleri ve en önemlisi de kişilikleri geleceklerini etkiliyor. Ancak tüm film bu etkenlerin üzerine kurulu olmasına rağmen hiçbir şeyin bunlara bağlı olmadığını öğreniyoruz.